GÜNDÜZ TEDAVİ VE PSİKİYATRİK REHABİLİTASYON ÜNİTESİ

logogndz

Türkiye’de kurulan ilk gündüz hastanesi unvanına sahip olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gündüz Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi (Gündüz Hastanesi), 1988 yılında Prof. Dr. Gülören Ünlüoğlu tarafından kurulmuş ve 1996 yılına kadar onun tarafından yönetilmiştir. Prof. Dr. Gülören Ünlüoğlu’nun 1996 yılında emekli olmasının ardından Gündüz Hastanesi’nin yönetimini Prof. Dr. Melike Güney devralmıştır. Prof. Dr. Melike Güney servisi 2009 yılına kadar programını zenginleştirerek yönetmiş ve bu servis 2002 yılında ünite statüsüne kavuşmuştur. Ünite, Prof. Dr. Melike Güney’in emekliye ayrıldığı Nisan 2009′ dan beri Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven tarafından yönetilmektedir. Gündüz Hastanesi’nde kronik psikiyatrik hastalığı olan kişilere tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunulmaktadır. Aynı anda 15 hastaya hizmet sunabilen ünitede farmakolojik tedavilere ek olarak yapılandırılmış bir program çerçevesinde, bireysel ve etkileşimli grup psikoterapisi, sosyal beceri eğitimi, psikoeğitim, art-terapi, sorun çözme temelli yaklaşımlar, rol oynama terapisi, uğraş terapisi ve rehabilitasyona yönelik çeşitli grup egzersizleri uygulanmaktadır. Programın amacı hastaların kronik psikiyatrik rahatsızlıkları nedeniyle kaybettikleri sosyal becerilerinin yeniden kazandırılmasıdır.

Gündüz Tedavi ve Rehabilitasyon Programı’nın Misyonu:

  • Kronik Psikiyatrik Bozukluğu olan bireylerin yitirdikleri sosyal becerilerini yeniden temin etmelerini sağlamak,
  • Bu hastaları ve ailelerini rahatsızlıkları konusunda bilgilendirmek,
  • Hastaların ve ailelerin iç görü ve farkındalığını arttırmak,
  • Kronik psikiyatrik hastalık sürecine bağlı gelişen damgalanma algısını azaltmak,
  • Hastaların sosyal ve mesleki işlevselliğini arttırmak,
  • Kronik psikiyatrik rahatsızlıkların etiyolojisi, epidemiyolojisi, neden olduğu sosyal ve toplumsal sorunlar ve tedavileri konusunda bilimsel araştırmalar yapmak.

    Gündüz Tedavi ve Rehabilitasyon Programı’nın Vizyonu:

    Gündüz Hastanesi “yaşam ortamında tedavi” ilkesini benimsemiş bir ortam tedavisi merkezidir. Türkiye’nin ilk Gündüz Hastanesi olmasının getirdiği sorumluluk bilinciyle, alanında uzmanlaşmış bir ekiple kaliteli hizmet sunar. Tedavi ekibi ve hastalar -ya da bizim deyimimizle üyelerimiz- aynı yaşama ortamını paylaşırlar ve elseverlik ilkesi çerçevesinde hem sosyalleşir hem tedavi olurlar. Ruhsal rahatsızlık yalnızca muzdarip olan kişiyi değil, o kişinin ailesini ve sosyal çevresini de ilgilendirir. Bu nedenle müdahale alanımızı hastayla sınırlı tutmayız. Biliriz ki, psikiyatrist – hasta ilişkisi yalnızca kapalı kapılar arkasında yürürse bir şeyler eksik kalır. Üyelerimizin tedavisinin sonuçlarını değerlendirmek için bir sonraki muayeneyi beklememize gerek yoktur. Her sabah yapılan günaydın toplantısında, çay saatinde, resim çalışmasında çizdiği resmi değerlendirirken ya da bir rol oynama terapisi sırasında emeklerimizin karşılığını ivedi ve canlı olarak görmeye alışığız. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesinde Türkiye’nin ilk Gündüz Hastanesi’ni kuran ve yöneten hocalarımızdan öğrendiğimiz ilkeleri koruyarak, alanımızdaki tüm yenilikleri hizmet dağarcığımıza katmayı, bilgimizi yeni kuşaklarla paylaşmayı ve bilime katkıda bulunmayı prensip edinmiş bir ekibiz.

    TARİHÇE

    Prof.Dr.Melike Güney tarafından hazırlanmıştır.

    Nöroleptik ilaçların keşfedilmesi ve sosyal psikiyatrinin ortaya çıkması ile birlikte 1950’lerde psikiyatrik tedavilerde devrim sayılabilecek değişmeler olmuştur. Bu değişmeler kronik psikotik hastaların yıllarca yattıkları kurumların boşaltılması hareketi ile başlamıştır. Bu hareket 1955-77 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) genel psikiyatrik hastane popülasyonunda 2/3’lük bir düşüşe neden olmuştur. 1950’lerde tüm olguların %49’una bakan devlet hastanelerinde bu oran 1955-77 yılları arasında %9’lara düşmüştür. Bu değişim, yani ‘kurumların boşlatılması hareketi’ ruhsal sağlık hizmetlerinde başka birimlerin gelişmesine neden olmuş, çeşitli bakım üniteleri ortaya çıkmış ve bunların sayıları artmıştır. 1950’lerde başlayan kurumların boşaltılması hareketi kronik psikotik hastaların tedavisini hastane dışına çekmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik buhran nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde baş gösteren ekonomik krizlerden ötürü uzun süreli hastane yatışları demode olmuş, hatta yasaklanmıştır. Bu değişimi takiben kronik hastaların tedavisi genel olarak kısa hastane yatışları, krize müdahaleler ve taburculuktan sonra polikliniklerde verilen ilaç tedavileri ve yetersiz sunulan psiko-sosyal hizmetlerden oluşmuştur. Uzun süreli yatışların devrini tamamlamasından sonra kısa süreli yatışların etkili olduğunu gösteren çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak daha sonra sık nüksler oluştuğu görülerek hastaların bir kapıdan çıkarken öteki kapıdan girdiği anlaşılmış ve bu duruma “Revolving door syndrome (döner kapı sendromu)” adı verilmiştir. Bu sendrom “hastaneye yatış – taburculuk – yeniden yatış” anlamına geliyordu ve hem hastalar ve aileleri hem de klinisyenler için gerçekten umut kırıcı olmuştu. Ayrıca bu kronik hastalar sosyal ilişkilerde çok yetersiz oldukları için ne uzun ne de kısa yatışlar onlar için tamamen uygun değildi. Hastanelerde akut belirtileri olan, toplumda yaşaması tehlikeli ve sakıncalı hastalar yatırılmaktaydı. Poliklinikler ise özellikle kronik psikotik hastalara sosyal ilişkiler ve rehabilitasyon açısından beklenen düzeyde yarar sağlamıyordu. O halde bu hastalar için bir geçiş dönemi gerekli idi. İşte Gündüz Hastaneleri uzun süre hastanede yatmasına gerek olmayan kronik hastaların bu ihtiyacından doğmuştur. İlk gündüz hastanesi 1933’de Moskova’da kurulmuştur. Ancak Rusya’da psikotik hastalar için yeterli alt yapının olmaması nedeniyle, bu başlangıç programlı bir çalışmaya dönüşememiştir. 1935’de Boston’da kurulan Adams House ve İngiltere’de Lady Chicester Hastanesi günümüzdeki gündüz hastanelerine çok benziyordu. İlk resmi program 1947’de Kanada Montreal’de Allen Memorial Enstitüsü’nde yapıldı. Program hastane içi 24 saatlik bakıma alternatif olarak hazırlanmıştı ve hastane bakımını azaltmayı amaçlıyordu. Bir yıl sonra 1948’de İngiltere Bierer’de gündüz hastanesi, yataklı servisler ve poliklinikler arasında bir geçiş modeli olarak gündeme geldi. Program grup ve bireysel psikoterapi, sanat terapisi ve psikodrama gibi yaratıcı tedavileri de kapsayan psikanalitik bir yaklaşım içeriyordu. Amerika’da, ilk kısmi hastane programı 1948’de Yale Üniversitesi’nde kuruldu ve bunu 1949’da Meninger Kliniği, 1952’de de Massachussettes’de bir ruh sağlığı merkezi takip etti. Bu hastanelerin programları hastanede yatanlar arasından seçilen ve hastane dışında tedavi olabilecek olanlara uygulanmak üzere hazırlanmış özgün ve çok disiplinli programlardı. Daha sonra 1963’den başlayarak Amerika Ruh Sağlığı Merkezleri Birliği, 1963’de kısmi hastaneye yatırma programlarının yerleşmesini ve 1980’de de bu programların 250.000’den fazla hastaya ulaşmasını sağlamıştır. Bu programlar gündüz ve daha seyrek olarak da gece ve hafta sonu programlarını içerir; ancak gece ve hafta sonu programları önem kazanmamıştır. Birçok psikiyatri kliniğinde akut belirtileri olmayan ve hastaneye yatmalarına gerek olmayan kronik hastalar, polikliniklerde, 1-2 aylık aralarla, en fazla yarım saatlik görüşme süreleri içinde, büyük ihtimalle rotasyon sebebiyle her seferinde değişen doktorlar tarafından izlenmektedir. Hâlbuki kronik akıl hastalarının tedavisinde hastanın yatışından itibaren kendisini izleyen aynı ekiple güvene dayalı bir ilişki büyük önem taşır. Ayrıca poliklinik tedavilerinde psikofarmakolojik tedaviler ön plandadır ve kronik hastaların psiko-sosyal boyutu ihmal edilmektedir. Oysa günümüzde geçerli olan biyo-psiko-sosyal modele göre özellikle kronik ruh hastalarının tedavisinde medikal biyolojik tedavilerin yanı sıra psikososyal rehabilitasyon da son derece önemlidir. Zira bu hastaların hemen hepsi sosyal ilişkilerinde yetersizlikler gösteren, işlevselliklerini kaybetmiş ya da yetenekleri gerilemiş kişilerdir. Taburculuktan sonra poliklinik tedavisine alternatif yoğun bir geçiş tedavisine gereksinimleri vardır.

    PERSONEL

    Ünite Sorumlusu : Prof.Dr.Halise DEVRİMCİ ÖZGÜVEN

     Doç.Dr.Dr.Bora BASKAK

    Klinik Psikolog : Uz.Psk.Seda HARAN

    Klinik Hemşiresi : Kadriye SALAN

    Personel :Hakan LALE

    Ünitemizde dönüşümlü olarak ortalama 3 aylık rotasyon süreleri ile bir araştırma görevlisi ve 1 aylık rotasyon süreleri ile 1 ya da 2 intern doktor da görev almaktadır.

    SÜRMEKTE OLAN PROJELER

    1- “Antidepresan Tedavide CYP2C19, CYP3A4, SLC6A4 ve BDNF Genlerindeki Polimorfizmlerin ve Plazma İlaç Düzeylerinin Sitalopram ve Sertralin Yanıtı ve Yan Etkiler Üzerine Etkisi” isimli TÜBİTAK Projesi Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven ve Prof. Dr. Sinan Süzen’in yönetiminde Ankara Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalıyla Koordineli Olarak Sürdürülmektedir.

    2- “Şizofreni Hastaları, Sağlıklı Akrabaları ve Sağlıklı Kontrollerde Sözel Yaratıcılığın Belirti Düzeyi ve Bilişsel İşlevlerle İlişkisi” isimli proje Uzm. Dr. Bora Baskak ve Uzm. Dr Tuğba Özel’in yönetiminde sürdürülmektedir.

    3- “Şizofreni ve Bipolar Bozuklukta Nadir Kelime Kullanımının Linguistik ve Bilişsel Bileşenleri” isimli proje Uzm. Dr. Bora Baskak ve Uzm. Dr. Tuğba Özel’in yönetiminde sürdürülmektedir.

    4- Remisyondaki Şizofreni ve Bipolar Bozukluk Hastalarında Zihin Kuramı Yetisi Bozuklukları ve Bunun Diğer Bilişsel İşlevler ve İç Görü ile Karşılaştırılması isimli proje Prf. Dr. Halise Devrimci Özgüven’in yönetiminde sürdürülmektedir.

    5- “Geçmişte Kannabis ve MDMA Kullanımı ile Subklinik Psikotik Belirtilerin İlişkisi” isimli proje Uzm. Dr. Bora Baskak’ın yönetiminde sürdürülmektedir.

    6- “Türkiye’de Şizofreni Hastalarının İhtiyaçları Karşılanabiliyor mu? Çok Merkezli İhtiyaç Analizi” isimli Türkiye Psikiyatri Derneği Psikiyatrik Rehabilitasyon Çalışma Birimi tarafından düzenlenen çok merkezli projeye merkezimiz de katılacaktır.

     

    BİLGİLENDİRİCİ BROŞÜR

    ŞİZOFRENİ ?

    TEDAVİ PROGRAMI

    HAFTALIK AKTİVİTE PROGRAMI

    UYGULANAN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Bu bölümde ünitemizde uygulanan tedavi yöntemleri hakkında kısa bilgi yer almaktadır. Tedavi yöntemlerinin haftalık programına ‘Tedavi Programı’ sekmesinden ulaşabilirsiniz.

    1- Etkileşimli Grup Psikoterapisi: Etkileşimli grup psikoterapisi bir terapist ve yardımcı terapistin yönetiminde ve açık grup biçiminde, haftada bir kez olarak uygulanmaktadır.

    2- Bireysel Psikoterapiler: Her üye için haftada bir saat bireysel psikoterapi saati belirlenir. Tedavi ekibince, ekip toplantılarında üyeye özel tedavi hedefleri belirlenir ve terapi süpervizyon altında ilerler.

    3- Psikoeğitim: Psikoeğitim haftada bir saat, daha önceden yapılandırılmış bir program çerçevesinde yapılır. Üyelere hastalık belirtileri, belirtilerle başa çıkma yöntemleri, hastalıkların nedenleri, ilaç tedavileri, ilaç yan etkileri ve bunlarla başa çıkma yöntemleri konusunda katılımcı bir ortamda bilgilendirme yapılır.

    4- Art Terapi: Ünitemizde bir art terapi yöntemi olarak resim terapisi uygulanmaktadır.

    5- Sosyal Beceri Eğitimi: Sosyal Beceri Eğitimi üyelerin kronik hastalık sürecinin neden olduğu ya da bu süreçle ilişkili diğer sosyal kayıplarını telafi etmeye yönelik bir eğitimdir. Kişisel hijyenden, yemek yapımına, sosyal iletişimin temel prensiplerinden karmaşık sosyal iletişim becerilerine uzanan geniş bir yelpazede kaybedilen özelliklerin uygulamalı olarak yeniden kazandırılması hedeflenir.

    6- Sorun Çözme Becerisi Eğitimi: Sorun Çözme Becerisi Eğitimi, probleme dayalı bir öğrenme modeli yardımıyla hem üyelere sorunlarına özgü çözüm yöntemleri geliştirmeyi öğretmeyi, hem de genel olarak başka çeşitli sorunlarda kullanabilecekleri teknikler kazandırmayı hedefleyen, bilişsel ve yapılandırılmış bir grup terapisi yöntemidir.

    7- Rol Oynama Terapisi: Rol Oynama Terapisi üyelerin yaşamlarında kritik öneme sahip olmuş ya da olması muhtemel sahnelerin psikodramatik yöntemlerle canlandırıldığı ve işlevsel/işlevsel olmayan tutum ve baş etme yöntemlerinin etkileşimli olarak görülmesine ve değiştirilmesine hizmet eden bir grup terapisi yöntemidir.

    8- Yapılandırılmış Grup Egzersizleri: Yapılandırılmış Grup Egzersizleri daha önceden yapılandırılmış bir program çerçevesinde hastaların sosyal etkileşimini ve sosyal becerilerini arttırmayı, bilişsel işlev kayıplarını telafi etmeyi ve grup bağlılığını sağlamayı amaçlayan egzersizlerden oluşmaktadır.

    9- Sinema Terapisi: Hastalara yönelik olarak seçilmiş sinema filmlerinin yapılandırılmış yönergelerle izlenmesi ve daha sonra yine daha önceden belirlenmiş terapötik etmenlerin tartışılması esasına dayanan bir grup terapisi yöntemidir.

    Fotograflar

    Iletisim Adresi

    Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi
    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dali, Gündüz Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi
    Cebeci Hastanesi Mamak, 06100, ANKARA
    Tel: 0312 595 66 01
    Faks: 0312 319 19 33
    E-mail: baskak@medicine.ankara.edu.tr

    LİNKLER

    o Nöropsikiyatri Ünitesi

    o Sinirbilimleri Doktora Programı

    http://sagbilens.ankara.edu.tr/program.php?progid=196